Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, "Avrupa, Türkiye'yi bir tampon bölge olarak değil hayati, stratejik bir Avrupa ortağı olarak görmelidir." çağrısını yaptı. Oktay ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, Yeni Parti Düzce Milletvekili Talih Özcan, DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ve MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir'den meydana gelen TBMM heyeti, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) Berlin temsilciliği ile Alman Yakın ve Orta Doğu Derneği (NUMOV) tarafından "Türkiye-Almanya İlişkilerinde Ortak Bir Dış Politika Gündeminin Güçlendirilmesi: Parlamenter Diplomasinin Rolü" başlığıyla düzenlenen yuvarlak masa toplantısına iştirak etti.
Oktay, toplantıdaki konuşmasında küresel gelişmeler ve Türk-Alman ilişkilerinin daha ileri bir seviyeye taşınmasına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Uluslararası sistemin hızlı ve derin bir değişim sürecinden geçtiğine, küresel güç merkezlerinin yer değiştirdiğine işaret eden Oktay, 2. Dünya Savaşı'nın ardından oluşturulan çok taraflı kurumların sistemik yetersizliklerinin her geçen gün daha görünür hale geldiğini söyledi.
Oktay, "Bugün, kaba kuvvetin uluslararası hukuku ve diplomatik normları giderek daha fazla çiğnediği, kuralsız birçok kutupluluğun çok ciddi riskleriyle karşı karşıyayız. Yapay zeka ve yeni teknolojiler, bu belirsizliği daha da hızlandırıyor." ifadelerini kullandı. Küresel arenada ciddi bir ahlak ve tutarlılık krizinin yaşandığını, çifte standartların ne yazık ki norm haline geldiğini belirten Oktay, şu değerlendirmede bulundu: "Gazze'de yaşanan insani trajedi, bu küresel ahlaki çöküşün en acı, en somut ve en yıkıcı kanıtı olarak önümüzde durmaktadır.
Perspektiflerimiz farklı olabilir ancak sahadaki gerçekleri en çıplak haliyle konuşmak zorundayız. Uluslararası hukuk, mağdurun veya failin kimliğine göre uygulandığı an inandırıcılığını kaybetmektedir. Adil bir uluslararası sistem, istisnasız herkese eşit uygulanan ilkeler ve gerçek anlamda kapsayıcı, temsil gücü yüksek kurumlar gerektirir."
Bölgesel sahiplenme ilkesine inanıyoruz
Türk dış politikasının barış, güvenlik, istikrar ve refahı geliştirmeyi hedefleyen ilkeli ve yapıcı bir anlayışa dayandığını belirten Oktay, dış müdahaleler yerine "bölgesel sahiplenme" ilkesini benimsediklerini ifade etti. Oktay, bölgesel sorunların dış müdahalelerle değil, yerel aktörlerin kalıcı çözümler konusunda birincil sorumluluğu üstlenmesiyle aşılabileceğine inandıklarını dile getirdi.
Rusya-Ukrayna savaşına değinen Oktay, Türkiye'nin Karadeniz'deki hassas dengeleri ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi rejimini kararlılıkla muhafaza ederken Ukrayna'nın bağımsızlığı ile toprak bütünlüğüne en güçlü biçimde destek verdiğini vurguladı. Oktay, "Savaşın kazananı, adil bir barışın ise kaybedeni olmayacağı inancıyla hareket ediyoruz.
İstanbul Süreci, Tahıl Koridoru ve üst düzey esir takasları, Türkiye'ye duyulan küresel güvenin en somut göstergeleridir." dedi.
Zengezur ve Orta Koridor vurgusu
Türkiye'nin jeostratejik konumuna ve lojistik bağlantı kapasitesine dikkat çeken Oktay, Çin'den Avrupa'ya uzanan "Orta Koridor" yatırımlarına büyük değer verdiklerini, Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Projesi gibi çalışmalarla bu güzergahı daha da güçlendirdiklerini anlattı. Bölgesel refahın sağlanması için Zengezur Koridoru'nun açılması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış kurulması amacıyla yoğun diplomasi yürüttüklerini aktaran Oktay, Gürcistan ve İran gibi bölge ülkelerinin de dışarıda bırakılmayacağı, bütün aktörlerin kazanacağı bir model üzerinde çalıştıklarını vurguladı.
Orta Doğu'daki gerilimden Netanyahu hükümeti besleniyor
ABD seçimlerinin ardından küresel görünümün ve bölgesel dinamiklerin değiştiğine işaret eden Oktay, Orta Doğu'daki gerilim ile İsrail-İran hattındaki çatışma ihtimaline değindi. Oktay, bölgedeki sorunların dışarıdan bakıldığında bütünüyle kavranamadığını, İran'ın iç dinamiklerinin hatalı değerlendirildiğini belirterek dış müdahalelerin çözümsüzlüğü daha da derinleştirdiğini söyledi.
Bölgesel istikrarsızlığın en fazla İsrail'deki Netanyahu hükümetinin saldırgan politikalarına hareket alanı sağladığına dikkati çeken Oktay, "Bölgedeki çatışmaların uzaması, sınırlarını olabildiğince genişletmek isteyen İsrail'in işine yaramaktadır. Komşularındaki istikrarsızlık, bu politikaların uygulanabilirliği için zemin hazırlıyor." tespitini yaptı.
Oktay, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve bölgedeki tüm tarafların yeniden diyalog masasına dönmesi için Türkiye'nin her iki tarafla da görüşebilen az sayıdaki ülkeden biri olarak elinden gelen çabayı gösterdiğini söyledi.
Almanya ve AB'ye stratejik işbirliği çağrısı
NATO müttefikleri olarak Avrupa'nın güvenliği konusunda ortak sorumluluk taşıdıklarını belirten Oktay, Türkiye'nin güçlü askeri kapasitesi ve gelişmiş savunma sanayisinin ortak üretim, hava ve füze savunması ile insansız sistemler gibi alanlarda Almanya açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Almanya'nın Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlatan Oktay, ekonomik politikaların da bu stratejik açıklığı yansıtması gerektiğini söyledi.
Oktay, "Avrupa, Türkiye'yi bir tampon bölge olarak değil hayati, stratejik bir Avrupa ortağı olarak görmelidir." çağrısında bulundu. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin yapısal dengesizlikleri ortadan kaldıracağını ve iki tarafın da rekabet gücünü yükselteceğini belirten Oktay, "Made in Europe" gibi Avrupa'nın sanayi girişimlerinin Türk üreticileri değer zincirinin asli bir ortağı olarak bütünüyle kapsaması gerektiğini vurguladı.
Avrupa Birliği'nin yalnızca Türkiye'ye karşı değil, bütün dünyaya yönelik stratejik körlüğünü aşması gerektiğini söyleyen Oktay, savunma ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği aranırken ekonomik bütünleşme ve tam üyelik konularında çifte standart uygulanmasının mantıklı olmadığını ifade etti. Oktay, "Tehditler ortaya çıktığında Türkiye'yi vazgeçilmez görmek ancak kararlar ve fırsatlar paylaşılacağı zaman mesafeli durmak karşılıklı güveni zedeler ve Avrupa'nın kendi uzun vadeli çıkarlarına ters düşer.
Berlin'den bu stratejik zihniyet değişimine aktif liderlik etmesini bekliyoruz." dedi. Parlamenter diplomasinin bu süreçteki önemine vurgu yapan Oktay, meclisler ile dışişleri komisyonlarının bürokratik engelleri aşma, yanlış algıları giderme ve ortak çıkarları kalıcı politikalara dönüştürme konusunda eşsiz bir sorumluluk taşıdığını kaydetti.



